Benim inancım insanların daha özgür oldukları sistemlerde verimliliğin uzun vadede çoğu koşulda daha yüksek olacağı. Bir düşünce deneyi olarak siyasi gücün tekelde toplanmasını zorunluluk kabul etmek ve bunun üzerine eğer dikta rejimi zorunlu ise bu tür bir rejimde verimlilik nasıl maksimize edilir üzerine yazmak istiyorum. Bir kategori olarak hepsine diktatoryal etiketini vursak da şüphesiz bu tür rejimler tek türlü değildir. Sürdürülebilirlikleri ve verimlilikleri, insan sermayesi ve doğal şartlar gibi farklı dışsal dünyevi etkenlere de gayet bağımlı olsa da aynı zamanda sistemin kendi işleyişi de kaderlerini etkileyebilir, hem yıkılıp yıkılmayacakları hem de yıkılmazlarsa ne kadar verimli olacakları konusunda. Bu bağlamda diktatoryal rejimlerde verimliliği yüksek tutmanın bazı genelgeçer yolları olduğunu düşünüyorum.
Birinci kavram güç bölüştürme. Bu konunun tek bir formülü yok. Bağlam, uygun şablonu tamamen değiştirebilir. Bir sektör, rantiye olacak ise bile bunun kendi içinde daha verimli ve verimsiz senaryoları var. Sektörün doğal işleyişine ve dışsal bağlamlara bağlı olarak, şu matriste farklı noktalar ideal verimliliği sağlayabilir: bir sektörde tek derebeyi veya birden fazla derebeyi ve her sektör için tek derebeyi ve derebeyleri çoklu sektörlere hakim. Bu otokratlar bazı senaryolarda bir sektörde tek başına en verimli olabilir ölçek olarak, bazı senaryolarda ise birkaç otokrat doğru bir rekabet veya sinerji yaratabilir. Bunun yanında bir otokrat için bir sektör doğru olabilir veya birden fazla sektörde bulunan otokrat daha risksiz yapılar oluşturabilir ekonomi için ve daha çok sinerji, sektörler arası aktarım veya beraber yönetim avantajları oluşabilir. Bunlar rantları oluştururken farklı yapısal ihtimallerdir ve ekonominin verimliliği, dikta rejimlerinde bu sektörel rantların bu güç dağılımı matrisinde nasıl tekabül ettiğinin ekonomik şartlara uyumluluğuna ciddi oranda bağlıdır.
İkinci kavram hala rızanın imali. İktidarın sürmesi için rıza yaratmak gerekmese ve baskı yeterli olsa bile rıza yaratmak hala verimlilik için hayati önem taşır. İnsanlar aksiyonlarının sonuçları olduğuna inandıklarında daha iyi çalışırlar, sistemin tamamen dışına itilmiş yığınlar yazık bir artık kapasitedir. İktidar sahibi elinde tuttuğu ezici güç ile iktidarı için artık geniş kitleleri ikna etmek zorunda kalmasa bile eğer amaç verimlilik ise insanları az da olsa sisteme katmak uzun vadede çok önemlidir. Sistemden artık tamamen nefret eden insanlar son derece verimsiz olacaklardır, bu sebeple kitleleri tamamen küstürmek verimsizlik yaratır. Oysa küçük bir alan bile tanınsa farklı görüşten insanlar da sisteme az bir inançla bile olsa çalışır, burada kritik olan bu alan tanımanın siyasi radikallere değil ana odağı siyasi olmayan kitlelere yapılmasıdır, çünkü siyasi radikaller tanınan her alanı Overton penceresini kaydırma fırsatı olarak veya parazitlik fırsatı olarak görürler ama kendi işinde farklı görüşlüler bu alanı sistemden tamamen kopup nefret etmemek için kendilerine bahane haline getirir.
Üçüncü kavram faydalı insanları tamamen yok etmeme. Sistemde, eski sistemden kalan, sistemin oluşum sürecinden kalan veya sistemin önceki bir versiyonundan kalan tekil figürler olabilir. Bunları tamamen yok etmek, yani öldürmek gibi, çok iyi bir fikir olmayabilir. İleride tekrar işe yarama ihtimalleri bulunur. Tehlikeli oldukları durumlarda izolasyon sonra gerektiklerinde entegrasyon daha doğrudur.
Bunlar, eğer dikta zorunlu ise bu senaryoda verimliliği nasıl artırırız düşünce deneyine cevaplarımdı. Övülecek bir yanları yoktur ve uzun vadede hedef özgürlük olmalıdır.
